Kadınlar, erkekler ve şiddet
Ali Murtaza DİRİCAN

Ali Murtaza DİRİCAN

Editörün kaleminden

Kadınlar, erkekler ve şiddet

28 Ağustos 2019 - 00:08 - Güncelleme: 30 Eylül 2019 - 19:08

Gündem kadına şiddet, geçen günlerde erkek tarafından bir kadın vahşice öldürüldü, bir gün sonrada de bir kadın tarafından bir erkek öldürüldü.

Yazıma başlamadan önce şiddettin her türlüsünü lanetliyorum.

Kadın cinayetlerinin son yıllarda çok fazla artmasını biraz irdeleyeceğim. Türkiye de genelde töre cinayetleri olurdu. Töre cinayetlerine tepki gösterirdik. Son yıllarda doğuda batıda kadın cinayetleri neden bu kadar artış gösterdi?!

Avrupa Konseyi tarafından İstanbul’da imzaya açılması nedeniyle İstanbul Sözleşmesi olarak anılan ‘Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşme kapsamında çıkartılan 6284 sayılı yasa ise, kadın cinayetlerinin hızla yükselmesine neden oldu. İyi niyetle çıkartılan fakat kültürel normlarımızdan ziyade Avrupa standartlarını baz alan yasa, birçok acının yaşanmasına yol açtı. 2011’de 121 olan kadın cinayetleri, 2012’de 210’a, 2013’te 237’ye, 2014’te 294’e, 2015’te 303’e, 2016’da 328’e, 2017’de 409’a, 2018’de 440’a kadar yükseldi.

Dünya sağlık örgütünün verilerine göre, şiddetin, tecavüzlerin yüzde ellisi, kadına şiddetin de yüzde yetmişinin nedeni alkoldür.

Bir erkeğin aldığı maaşın bir kısmın alkole, bir kısmını loto-toto at yarışı yani kumara, bir kısmını da sigaraya verdiğinde, ekonomik sıkıntılara maruz kalması başta olmak üzere, alkol kullananları akli melekesini sağlıklı kullanamamaları, düşünememeleri neticesinde tartışmaların, kavgaların, boşanmaların şiddetin hatta alkolün de etkisiyle cinayetler işlenmektedir.

Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi konusunda kadınlara verilen bazı hakların kötüye kullanılması olayını da işlemek istiyorum.

Şu an cezaevlerinde suçsuz yere yatan, okul müdürü, öğretmen, kamu görevlisi diğer insanlarla dolu olduğunu da söylemek istiyorum. Yüzde yetmişinin de suçsuz olduğunu düşünüyorum. Taciz suçlamasıyla kadının beyanı esastır. Hiçbir delil aranmaksızın direk cezaevine gönderiliyor. Okulda sigara içen kızlara disiplin soruşturması yapan öğretmene, taciz den 8 yıl verildi. Duruşma 9 ay sürdü… Dokuz ay içinde;

eşi kendisinden boşandı…

Çocukları ‘tacizci babalarını’ görmek istemedi, ziyaretine gitmediler…

Hapishane şartlarında öğretmende agorafobi panik bozukluğu ortaya çıktı;

tansiyon hastası oldu…

Şeker hastalığı nüksetti…

Psikolojisi iyiden iyiye bozuldu…

Ağlama nöbetleri geçirmeye başladı…

Daha sonra kızlar, vicdan azabından gidip doğruyu söyleyerek kurtuldu.

Bir okul müdürü 20 gün ceza evinde kaldı. Kurban bayramını cezaevinde geçirdi. Kamera görüntüleri ortaya çıkınca okul müdürünü serbest bıraktılar. Kız sevgilisinden ayrılıyor. Kızgınlığından dolayı sevgilisini şikayet ediyor; telefonunda benim çıplak resimlerim var diye, daha sonra o resimleri kızın kendisi gönderdiği ortaya çıksa da, erkek arkadaşını cezaevine yollayabiliyor. Bir güvenlik görevlisi bayan, erkek arkadaşı ile nöbet tutmak istiyor. Kurumun müdürü de sıra ile değişiklik yapıyor diye, müdürün hakkında olmadık laf söz tacizle müdürü gönderebiliyor.  Aklım hafızam almıyor… Kız babasını şikayet ediyor, babam bana taciz ediyor diye. Kızın babası 2 ay ceza evinde yatıyor kızın annesi ısrarı üzerine gidip gerçeği anlatıyor. Ben lisede okuyorum okul dışından başka bir erkekle çıktığımdan, babamın karşı gelmesi bu ilişkiyi onaylamadığı için şikayet ettim diyor.

Bunlar gibi yüzlerce olayları toplum olarak yaşıyoruz görüyoruz.

Bu yasanın getirdiği vicdanları sızlatan diğer bir konu erken yaşta evlenen geçler ile ilgili. O kadar adaletsizlikler dolu ki isyan etmemek elde değil. Lise yaşında birbirlerini sevmiş gençlerin ailelerin rızası alınarak, evlenmiş ya da cahilliklerinden kaçmış evlenmişler 2-3 tane çocukları olmuş… yıllar sonra sizler 18 yaşından küçük evlendiniz diye sekiz bin genç cezaevinde tecavüzcülerle aynı koğuşta yatmaktadırlar. Kimi 7 yıl kimi de 10 yıl ceza almışlar. Evde eşleri ve çocukları perişan halde sıkıntı çekmektedirler.

Aile bakanı, adalet bakanı, milletvekilleri ne iş yaparlar. Bu feryatları duymazlarmı mı?

Zengin bir işadamı 70 yaşında 20 yaşında bir kızla evlendiğinde kimsenin sesi çıkmıyor.

Sanat camiasın da 30-40, 50 yaş farkı ile evlenenlere kimse bir şey söylemiyor. Yasalar nezdinde suç değil toplum da kınamıyor.

Ama yaşları 16-17 yaşından gençlerimiz bir birlerini sevmiş evlenmiş çocukları olmuş yıllar sonra gece yarısı terörist gibi evine baskın yapılarak cezaevine gönderildi.

 

Toplum ahlakını bozan diziler televizyon ekranlarını sarmaşık gibi kaplamış durumda. Sapkın fikirlerin aşılandığı iğrenç senaryolardaki çarpık ilişkiler; zina, aldatma ve cinayet gibi eylemleri izleyen toplum yavaş yavaş asimile olarak onlar gibi düşünmeye ve onlar gibi yaşamaya başlıyorlar.

Hiç evlenmemiş yaşları 30-40 yaşlarında gençlerle sohbet ediyoruz. ‘Abi evlenecek kız’ yok diyorlar. Onlara; görmüyor musunuz çevrede bir sürü kız var dediğim de, gençler ise, abi o kızlardan ne eş, ne anne olur, onların akılları bir karış havada cevabını alıyorum.

Boşanmış erkekler de kadınlarda evlenmek istemiyor. Çekmiş olduğu sıkıntılı süreçlerden usanmış, özgür bireyler olmak istiyorlar. Birlikte yaşamak en güzeli diyorlar usanana kadar karşılıklı çıkar ilişkisine dayalı birliktelikler. O bittiğinde başka birisi ile ilişki yaşarım diyenler.

Ne hale geldik…

İşte erkeklerimizin hali, işte kadınlarımızın hali, erkeklerde şiddet görüyor kadınlarımızda şiddet görüyor. Kimi haklı olarak şiddet görüyor, kimisi de haksız olarak şiddet görüyor. Kimi eşinden şiddet görüyor. Kimisi de yasalardan şiddet görüyor.

Toplumda herhangi bir konuda Allah ne der diye, düşünen kaygı eden birini de göremiyorum. İmandan önce güzel ahlaklı olmak gerekiyor. Güzel ahlaklı olmaz isek ahlaksız Müslüman oluruz.

Neden ahlaksızlık, şiddet bu seviyelere geldi, Türk aile yapısı neden bu kadar zayıfladı? Feminizm dernekleri kimler finanse ediyor? Sapkın dizilerin tv’ler de oynaması bu projelerin kimlerin yönettiğini ve bu soruların cevabını bir sonraki yazımda vereceğim inşallah.

  • *    *    *

Anadolu’nun kapılarının açıldığı, muhteşem Zaferimizin farkındalığı içerisinde, Türk milletinin asla esir edilemeyeceğini; Türk Bayrağı’nın gönderden indirilemeyeceğini ve gök kubbeyi çınlatan ezan seslerinin dindirilemeyeceğini bütün dünyaya ilan eden,  namusumuzu ve mukaddes değerlerimizi düşman saldırısından kurtarmakla kalmayıp; aynı zamanda esaret altında bulunan diğer mazlum milletlere de ilham kaynağı olan, Malazgirt Zaferimizi ve 30 Ağustos Zafer Bayramı kutluyorum.

 

                                                          Kalın sağlıcakla

 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar