Paradigmayı değiştirin!!!
Emrullah Mısır

Emrullah Mısır

Paradigmayı değiştirin!!!

02 Ocak 2019 - 17:50

Merhaba kıymetli okurlar. Bu ilk yazımda sizlerle paradigma (zihin haritası) değişimi üzerinde durmak istiyorum. Çünkü, paradigma bizlere farklı bakış açıları kazandırabileceği gibi, olayları anlama, yorumlama ve bir fikre varabilme konusundaki en büyük destekçimizdir. Yıllar önce okuduğum bir yazıda, yönetim bilimleri alanındaki fikirleriyle ünlü, Amerikalı Prof. Stephen COVEY, paradigma değişiminin önemini bir örnek vererek şu şekilde izah ediyor. Trende giderken, bir baba, 3 evladıyla oturup, sürekli ağlayan çocuklarına hiç, susun, demeden yolculuğa devam ettiğinde ; siz ona ne gamsız adam, diyebilirsiniz. Fakat sorsanız, onlar hastaneden geliyorlardır, bir saat önce çocukların anneleri ölmüştür ve eve dönüyorlardır. Prof. COVEY, aynı enformasyona farklı bakışın, bizim davranışlarımızı belirlediğini, başkalarının düşünce ve davranışları hakkında hüküm verirken, elimizdeki verilerin çoğu zaman yeterli olmadığını, davranışların nedenini bilmeden çok yanlış yargılara varabildiğimizi belirtiyor.

            Sanırım günümüzde en çok yapılan hatalardan bir tanesi de bu. Eldeki veriler yeterli olmadan hüküm vermek. Yada, buna bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olmak da diyebiliriz. Öyle ki; bazı durumlarda, düşünülenin tam tersi ile de karşılaşılabiliyor. Bu yanılgılar zaman zaman, telafisi güç hataların da meydana gelmesine sebep olmaktadır. Oysa yapılması gereken, meydana gelen durumla ilgili en doğru bilgileri toplamak ve muhakeme yaparak sonuca ulaşmaktır. Doğru bilgiye ulaşmanın en etkili yolu, gözlem, dinleme, okuma, anlama, sorgulama ve algılama gibi eylemlerdir.  Fakat bu konuda, toplum olarak çok da iyi durumda olduğumuz söylenemez. Bunda, başta eğitim sistemimiz olmak üzere, sosyal ve kültürel hayatımızın da etkili olduğu bir gerçektir.

            Örneğin, millet olarak en çok tartışmayı sevdiğimiz konulardan biri olan ülke gündemine ilişkin konularla ilgili verilen bir karar, yapılan bir açıklama, yayınlanan bir yazı veya haber, hemen tartışmaya açılır ve herkes kendi bakış açısına göre  farklı değerlendirme yapar. Ve bu değerlendirmeleri herkes kendi bakış açısına göre yaptığı için genellikle bir mutabakatla sonuçlanmaz. Oysa verilen karar/açıklama veya yazının, neye istinaden verildiği, hangi ihtiyaca binaen ortaya çıktığı veya hangi gereksinimleri karşıladığı konusunda asla bir fikir yürütülmez. Bu nedenle yapılan değerlendirmeler veya eleştiriler de genellikle son derece subjektif kalmaktadır. Oysa kararı alan/açıklamayı yapan yetkilileri etkileyen pek çok etkenin olduğu unutulmamalıdır. Her ne kadar yetkililerinde yanlış karar verebilme ihtimalleri olsa da, eleştiriyi yapanlardan daha fazla o konu hakkında kafa yorduğu ve değerlendirmede bulundukları bir gerçektir. Bu nedenle subjektif eleştiri yerine, konu hakkında yeterli bilgi toplanmalı, hukuki durum değerlendirmesi yapılmalı ve toplumsal fayda açısından konuya yaklaşılmalıdır.

            Bu konunun diğer bir rahatsız edici tarafı da bence şudur. Birisinin yaptığı objektif veya subjektif değerlendirmeye karşı, başka birisinin tahammülsüzlüğü veya farklı düşünceye karşı takındığı negatif tavırdır. İnsanlar tek başına yaşayamazlar ve hayatlarını sürdürebilmek için başkalarının varlığına, yani bir topluluğa gereksinim duyarlar. Günümüzde, teknolojinin de gelişmesiyle birlikte, dünya giderek çeşitli kültürlerin, ırk ve etnik kökenden insanların, farklı diller konuşarak bir arada yaşadığı bir toplum haline gelmiştir. Hal böyleyken, yaşadığımız toplumda veya ortamda herkesin  değer yargılarının, düşüncelerinin, kültürünün veya algısının aynı olmasını beklemek hayalcilik olur.  Dolayısıyla farklı kişiliklerin elbetteki farklı algılarının, değerlendirmelerinin ve fikirlerinin olması gayet doğaldır. Bize göre yanlış  olduğunu düşündüğümüz bir husus veya bir değerlendirme  varsa, karşılıklı saygı gözetilerek, konuya ilişkin somut bilgiler ortaya konularak izahta bulunulmalı ve ikna yoluna gidilmelidir.  Farklı fikir ve görüşlere saygı duyulmaması halinde toplumda birlik, beraberlik ve karşılıklı güven bozularak, insanlar arasında sevgi ve muhabbet kalmaz. Sanırım son zamanlarda en çok ihtiyacımız olan konulardan biri budur. Ülkemizin ve milletimizin bekası için en hassas konulardan bir tanesinin de bu olduğunu düşünüyorum. Fakat konunun toplum nezdinde çözümünün çok da kolay olmadığını biliyorum. Prof. COVEY, Albert EİNSTEİN’ın Karşılaştığınız sorunları, o sorunları yarattığınız düşünce düzleminde kalarak çözemezsiniz!!! sözünü hatırlatarak, şöyle diyor; ‘Çoğumuzun zaman zaman yaptığı gibi sorunların içinde kaybolmak yerine,  paradigma değiştirmeyi başarıp sorunlara farklı biçimde yaklaşabilenler, o sorunu da aşma şansını yakalıyor’.

            Sanırım bizim için paradigmayı değiştirme zamanı çoktan geldi de geçiyor. Aksi takdirde yığınla ve kronik hale gelen sorunlarımızı (Eğitim, ekonomi ve sanayi gibi) hâlâ çözememiş olmamızı neyle izah edebiliriz. Sorunları, meydana getirdiğimiz düşünce düzleminde kalarak çözemeyeceğimizi, çağın ve teknolojinin getirdiği yenilik ve değişiklikleri kullanmadan üstesinden gelemeyeceğimizi artık anlamamız gerekiyor. O zaman ne yapıyoruz? Paradigmayı değiştiriyoruz. Hadi değiştirelim!!! Biraz zor değil mi?

YORUMLAR

  • 4 Yorum
  • Hüseyin Demir
    7 ay önce
    Tebrik ederim güzel bir yazı olmuş. Devamını bekliyoruz...
  • Emre bey
    7 ay önce
    Güzel yazı. Epeyce bir süredir böyle değişik bir açıyla konulara bakmamıştık. Faydalı oldu. Teşekkürler.
  • Feyzullah Ergül
    7 ay önce
    Emrullah kardeşim çok güzel bir konuyu aydınlığa kavuşturmuş bu sayede eksiklerimizin giderme yöntemini değiştirme(paradigma)yi denemek iyi bir fikir olacağından bilgilendirme metni çok güzel olmuş.sagolasın yaziların devamı cok güzel olacaktır.
  • RAMAZAN ÖZGÜN
    7 ay önce
    kaleminize sağlık :)

Son Yazılar