Yerel seçim miydi? Genel seçim mi?
Emrullah Mısır

Emrullah Mısır

Yerel seçim miydi? Genel seçim mi?

24 Nisan 2019 - 23:17

        31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimlerini geride bıraktık. Oldukça tartışmalı ve gergin bir havada girilen seçim, mahalli idare seçiminden çok, genel seçim havasında geçti. Belediyeleri yönetecek başkan adaylarından çok, genel siyaset konuşuldu ve tartışıldı. Sanıyorum uzun zamandır bu kadar genel seçim havasında yaşanan bir mahalli idare seçimi olmamıştır. Seçim çalışmalarında gözlemlerimiz, seçmenin belediyecilik hizmetlerinden daha çok ülke gündemine yönelik taleplerde bulunduğu ve genel siyaseti sorguladığı yönündeydi. Bunun başlıca sebeplerinden biri, cumhurbaşkanlığı hükumet sistemini tartışmaya açmak ve arkasından parlamenter sisteme dönmeyi zorlamayı isteyen muhalefetin tutumu, diğeri ise, geçmişte kesinlikle bir araya gelemeyeceği öngörülen parti, grup ve ideolojilerin bir araya gelerek kampanya yürütmesi idi.

     Birinci durumu en çok gündeme getiren Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) oldu. CHP, sanki parlamenter sistem varken parlamentoda veya sahip olduğu belediyelerde olağanüstü işler yapmış da yeni sistemde bu imkanları bulamıyormuş gibi ajitasyon yaparak seçmeni etkilemeye çalıştı. Oysa, Türkiye’nin en eski siyasi partisi konumundaki CHP’nin geçmişte, yerel ve genel iktidarda yaptıkları ortada. Memleket olarak bir arpa boyu yol alamamışız. Geçmişe bakıldığında ilk görülecek şey, milletin inançları üzerinden, insanları kategorileştirerek, kendisine yakın elit tabakaya hizmet etmek olmuştur. Sermaye gruplarıyla iyi geçinmek, sen beni üzme, bende seni üzmeyeyim taktiği. Hal böyleyken, yapılan ajitasyon da halkta bir karşılık bulamadı. Buna karşılık, İktidar partisi olan AK Parti ve cumhurbaşkanlığı sisteminde beraber hareket eden Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) oluşturdukları Cumhur İttifakı ile hem yeni sistemi tartışmaya açtırmamak hem de Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı iç ve dış sorunları beraber göğüslemek için kader birliği yaptılar.

        Ülke olarak içinde bulunduğumuz jeopolitik ve jeostratejik konum nedeniyle pek çok sorunla aynı anda mücadele etmek zorunda kalıyoruz. Buna ilave olarak Suriye’deki gelişmeler, S400/F-35 sorunu, terörle mücadele, 15 Temmuz’un yol açtığı sorunların tamiri gibi konular, cumhurbaşkanının tabiriyle ‘metal yorgunluğu’ yaşayan AK partinin de tek başına mücadele edemeyeceği konulardı. Tam bu noktada her dönem milli duruşuyla adeta devlet adamlığı dersi veren Sayın Devlet Bahçeli’nin ve Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın baş başa vererek ülkenin geleceği ile ilgili aldıkları stratejik karar gereği ortaya çıkan cumhur ittifakı, yeni sistemi tartışmaya açtırmayarak, adeta yeniden tescilledi. 

        İkinci durumun de yine muhalefetin tüm kozlarını oynamak için yaptığı hamlelerle meydana geldi. CHP ilk başlarda İYİ Parti ile yola çıktı. Ancak ilerleyen süre de HDP’nin de katılmasıyla üçlü bir koalisyon gibi hareket ettiler. Bu üçlüye diğer marjinal sol gruplarda destek verdi. İyi Parti gibi çoğunluğu milliyetçi bir partinin içerisinden gelen bir siyasi oluşumun siyasi hesaplarla CHP ile bir araya gelmesini anladık da, marjinal sol ve HDP ile bir araya gelebileceğini sanırım hiç kimse öngörmemiştir. Arkasından Saadet partisinin bu oluşuma dahil olması, contaların tamamen yanmasına sebep oldu. Zira, Cumhurbaşkanı dahil, Ak partinin büyük bir bölümünün içinden çıktığı, Refah partisinin ve milli görüş geleneğindeki bir ideolojinin, bu grupla niçin birlikte hareket ettiğini pek çok kimse gibi ben de anlamış değilim.

      Neticede; Belediyelerden çok partilerin ve ittifakların aldığı oy oranları daha fazla dikkate alındığı bir seçim geçirdik. Sanıyorum seçim sonucu parti bazında MHP hariç kimseyi memnun etmese de İttifak bazında Cumhur ittifakını memnun etmiştir. Çünkü ittifakın oy oranı, cumhurbaşkanlığı seçiminde alına oy ile aynı seviyede olduğundan, başkanlık sistemine bir güven oyu olarak değerlendirilmelidir.

          MHP kuşkusuz seçimin en kazanan partisi oldu. Gerek aldığı oy oranı gerek se kazanılan belediye sayısı bunu tescilliyor. Cumhur ittifakında, özellikle sahil bölgelerinde, Ak Partinin kısmen oylarının düşük olduğu bölgelerde ittifak adayı olarak MHP’li adaylar belirlenseydi sanıyorum oy oranı ve belediye sayısı daha yüksek olacaktı. Bu bir strateji hatasıydı. Umarım gereken ders çıkartılır ve bundan sonraki süreçte tercihler daha gerçekçi olur.  Çünkü, bu tür ittifaklar gerçekçi stratejilerle ancak uzun ömürlü olur.

       Sonuç itibariyle demokrasi adına güzel bir seçim geçirmiş olduk. Her parti için, kırgınlıklar, hayal kırıklıkları, yanlış tercihler v.b. durumlar olsa da seçimin sağlıklı bir ortamda cereyan etmesi son derece önemliydi. Kazananı kutlamak, kazanamayanı da tebrik etmek gerek. Çünkü herkes bir emek ve gayret sarf etti. Her emek kutsaldır. Gelecek seçimler için bir antrenman olarak kabul etmek gerek. 

       Bu arada değinmeden geçemeyeceğim bir konu da seçimde meydana gelen olaylar. İçişleri Bakanlığının verilerine göre 31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimlerinde bazı illerde, sandık başlarında veya okul bahçelerinde bıçak ve tabancaların da kullanıldığı kavgalarda toplam 6 kişi öldü. Sandık başlarında ve okul bahçelerinde kalp krizi geçiren 5 kişi de yaşamını yitirdi. Kavgaların yanı sıra meydana gelen kazalarla birlikte seçim günü toplam 115 kişi de yaralandı. Bu sayılara ne demeli? Bazen ağlanacak halimize gülüyoruz. Siyasi partilere düşen en önemli görevlerden bir tanesi de bu tür olayların önüne geçecek siyasi kültürü oluşturmak ve seçimin insan hayatından daha önemli olmadığını kitlesine öğretmek olmalı. Şeyh Edebali’ nin Osman Gazi’ye verdiği öğüt ile bitirelim. “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.”

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • FEYZULLAH ERGÜL
    6 ay önce
    Kardeşim,olayları yerinde ve tam tespitlerle güzel açıklamışsın,Allah bundan sonra Türkiyede yaşayan ve Turkiyeyi idare edenlerin bu sonuçları iyi degerlendirip yollarını iyi çizmesi kimin fayda sağladığını kimin zarar verdiğinide bilip ona göre önem verileceklere önemi tam vermesi gerekiyor.Bu önemi hak edense MHP liler dir.Milliyetçi Hareket partililere Devletin çeşitli ve önemli kademelerinde yer verip önemli olduklarının ferkındalığını bu şekilde mükafat***dırmaları lazım.Akp li lerle Mhp lilerin aynı kademede görevlerde yer almalarınin gerekliliği ayen beyan ortaya çıkmıştır.Ben de acizane bunların biran evvel MHP lileri yönetim kadrolarında görev almaları gerekir diyorum.sevgili kardeşim EMRULLAH yazında çok güzel kalemine yüreğine sağlık .Allah yar ve yardımcın olsun

Son Yazılar