ALAÇATI'NIN DÖNÜŞÜM ÖYKÜSÜ (Sosyolojik Bir...
Engin Önen

Engin Önen

ALAÇATI'NIN DÖNÜŞÜM ÖYKÜSÜ (Sosyolojik Bir Değerlendirme)

30 Aralık 2017 - 10:28

Bir süredir yaşadığı dönüşüm ile en popüler yerlerden biri haline geldi Alaçatı. Kimilerine göre bir dünya markasıydı artık, kimilerine göre İstanbul’un bir ilçesi. Bazılarımız pahalılığını eleştirmeye başladık, bazılarımız ise “ucuz yer arayan Alaçatı’ya gelmesin” dedik.

Peki, Alaçatı neydi ve ne oldu? Alaçatı neden bu kadar popüler hale geldi? İstanbullular neden Alaçatı’ya akın etti? Kısacası Alaçatı’nın dönüşümü ne anlama geliyor ve bu dönüşümün ne gibi sonuçları oldu? Bu sorulara sosyolojik açıdan yanıt aramaya çalışacağız.

Bundan 25-30 yıl önce yoksul bir Muhacir (Göçmen) kasabası olan Alaçatı, tütüncülükle geçinen bir yerleşim yeriydi. Turizm ile alakası yoktu. Turizm deyince Ilıca ve Çeşme akla gelirdi. Alaçatı’da otel pansiyon vb olmadığı gibi geleneksel bir lokanta ile bir iki tane küçük pastane vardı. Yüz yıl öncesine kadar bir Rum kasabası olan Alaçatı nüfusunun neredeyse tamamı, Balkan Savaşları sonrası Balkanlardan gelen Boşnak ve Arnavutlar ile Kavala ve Girit’ten gelenlerden oluşuyordu. Daha sonra bunlara Roman vatandaşlar da eklenmişti.

Rüzgâr ve Taş Evlerin Çekiciliği

Doksanlı yıllara kadar sakin bir irice köy görünümündeki Alaçatı’nın kaderini değiştiren ilk faktör, rüzgar sörfü olmuştur. Rüzgar sörfü tutkunları Alaçatı Çark Plajını keşfederler ilk önce. Esintisi ve sığ suları ile sörf için en ideal koylardan biri olan Çark Plajına gelip gitmeye başlayan İstanbullular önce Çeşme veya Ilıca’da kalıyorlardı. Ardından Alaçatı’daki sakin hayat ve taş evler de onların ilgisini çekmeye başlıyor.

Sörfçüler öncü oluyor. Ama ardından sakin yer arayışındaki İstanbullular Alaçatı’nın sakin sokaklarını ve belli mimari karakter taşıyan evlerini keşfetmeye başlıyorlar. İşte üç beş kişinin başlattığı bu akım zamanla turizmci ve popüler isimlerin ilgisi ile bir anda hızlanıyor.

Tarihi ve mimari değeri olan evlere yönelik ilgi ile başlayan akım, sosyolojide soylulaştırma adı verilen bir dönüşüm sürecini ortaya çıkarıyor.

Soylulaştırma(gentrification)

Dünyanın çeşitli bölgelerinde çeşitli şekillerde yaşanan ve soylulaştırma olarak tanımlanan dönüşüm süreci şu özellikleri taşımaktadır:

a-Genellikle kentin değer kaybetmiş bölgelerinde başlar: Alaçatı’nın merkez bölgesindeki eski evler uzun zamandır bakımsız durumdaydı ve emlak alım satımı pek söz konusu bile değildi. İlk konut satışları oldukça düşük fiyatlardan gerçekleşiyordu.

b-Bu bölgelerin çoğu tarihi ve kültürel özellikleri olan yerlerdir: Alaçatı evlerinin çoğu yaklaşık 150 yıl önce Rumlar tarafından yapılmış evlerdi.

c-Süreç içinde mülkiyet değerleri ve ilişkileri yeniden şekillenir:Taş evlere talebin artışı doğal olarak emlak fiyatlarında ciddi artışlara neden oldu.

d-Çoğu zaman yerleşik grupların (düşük gelir grupları) yerini gönüllü veya gönülsüz olarak daha yüksek gelir veya statü gruplarına terk etmesine yol açar: Yeni oluşan bu emlak piyasası ve bölgeye yönelen sermaye hareketleri yoksul Alaçatılıların ev ve dükkanlarını satmaya başlamasını hızlandırmıştır. Tarihi konutlar tescil edilince yoksul yerli halkın büyük bölümü binalarını restore etmekte zorlanır. Bu durumda çoğu, konutlarını satmaya ve kiraya vermeye başlar. 

e-Yaşam biçimi, tüketim tercihleri ve sınıf ayrımları ile bölünmüş kişileri bir araya getirir: Dönüşüm öncesinde cadde ve sokaklarında geleneksel esnaf ve zanaatkarlara sahip olan Alaçatı, bundan sonra bar, restoran, kafeterya, otel, pansiyon ve antikacılarla dolup taşmaya başladı.

f-Yeni orta sınıflar ve genç profesyoneller öncülüğünde gerçekleşir: Yeni orta sınıf çok farklı meslek sahiplerini içeren geniş bir yelpazede tarif edilmektedir. Yeni iş adamları, hızla kabuk değiştiren eğlence dünyasının patronları ve menajerleri, reklam, tanıtım, film yapımı, halkla ilişkiler, pazarlama, finans aracı kurum patron ve üst düzey yöneticileri, bu gruba hizmet veren akademisyenler, özel muayene sahibi doktorlar, avukat, hukuk bürosu sahipleri, uluslararası ticaret ve organizasyon sahipleri, futbolcular, medya dünyasının üst düzey yöneticileri, sunucular, manken, oyuncu ve şovmenler vb. Bu yeni üst orta sınıfların gelirlerinde önceki dönemlerle kıyaslandığında hiç olmadığı kadar spekülatif ve astronomik artışlar olmuştur. Bu kesimin en ayırt edici özelliklerinden biri de, sınıfsal kimliğini tüketim aracılığıyla ortaya koyma çabasıdır. Yeni orta sınıf kendini, kimliğinin göstergesi olan tüketim, moda ve marka ile ortaya koyduğundan bu sınıf kent içinde moda olan yerleşmeler arasında sürekli bir taşınma faaliyeti içindedir ve taşınacağı lüks konut alanının güvenliği ve komşuların kimler olduğu yer seçiminde önemli ölçüt olmaktadır

İstanbulluların Keşfi mi? İstanbulluların İşgali mi?

İşyerleri işletmecileri ve müşterileri dikkate alındığında bazen Nişantaşı olarak da anılmaya başlayan Alaçatı’nın yerli esnafı bu dönüşüm sırasında genellikle mekanlarını satmakta veya kiraya vermektedir. Birkaç yıl öncesinde Kemalpaşa ve Hacı Memiş caddelerinde sadece 2-3 yerli esnaf kalmıştı.

 Bu dönüşümü çarpıcı bir şekilde ortaya koyan iki örnek verelim. Bekir Altınışık (Toto Bekir) şunları söyledi: “Alaçatı çok değişti. Olumlu görüyorum bunu çünkü çokluğun olduğu yerde bereket olur. Alaçatı’yı İstanbullular kalkındırdı. Onlarla beraber kiralar da alışverişler de yükseldi. Ünlüler de önemli. Birbirini göre göre çoğalıyorlar gelenler. Ben buranın yerlisi olarak memnunum bu gidişattan. Kasap babamdan kalma, benden de çocuğuma kaldı, şimdi torunum yürütüyor işleri. Torunlar aynı şekilde yürütecek mi bilmiyorum... Dükkanı satmayı hiç düşünmedim. Bu sokakta kasap haricinde de kiraya verdiğim iki dükkan var. Ben kasabı başka bir şeye dönüştürmeyi düşünmüyorum ama yukarı taşımayı düşünüyor oğullarım. Burayı da kiraya verecekler öyle olursa.”

                Hacı Memiş caddesinde faaliyet gösteren tek bakkal konumundaki Hasan Yörük’ün de bu dönüşüme direnemeyeceği anlaşılmaktadır. “Bizim sokakta bu sene başladı turistik mekanlara kiraya vermek. İyiyim burada ama gene de aldanacağım galiba. Gelip gitmeye başladılar. Kiralar yükselmeye başladı. Bu mahallede antikacılar var. Soranlar da antika için istiyor galiba ama geçen gün bir giyimci geldi ‘vermem daha’ dedim. Metre kareye 400-500 liraya verildi geçen sene. Bu sene verenler daha pahalıya vermiş olabilirler. Rençberlik olsa bu dükkanlarda tütün olur tahıl olur ama rençberlik yok dükkanlar boş… Mağaza boş duracağına kiraya vermek en iyisi. Dükkanların hepsi kiralık. Bu mahallede isteyen çok ama satan yok. Şimdilik buradayım ben.”

Soylulaştırma tarzı dönüşümün göstergelerinden biri de yerli halktan yoksul veya dar gelirlerin yerlerinden edilmesi veya taşınması olayıdır. Bu konuda daha önce yerli esnafa ilişkin örnekler vermiştik. Şimdi de esnaf olmayan bazı kişilerle yaptığımız görüşmelerden birkaç örnek verelim.

Yahya Kıvrakel – Emekli: “Alaçatılı olarak bize soracak olursanız bu ortamdan memnun değiliz. İstanbullular burayı istila etti. İyi tarafından bakarsanız gelişti buralar ama... Selanik muhaciriyiz, ama biz burada doğduk büyüdük. Keşke daha önceki ortamımız olsa, daha mutluyduk. Burada evlerini satan arkadaşlarımız, otele dönüşmüş kendi evinde bekçilik, bahçıvanlık yapıyor. Bundan nasıl memnun olabiliriz ki? Daha önce rençberlikle geçinen insanlar tütüncülük bitince mecbur sattılar zamanında. Turizm için böyle olması gerekiyordu, artık yapılacak bir şey yok. Kendi evim satıldığı için canım acıyor. Kirada oturuyorum. Şimdi satılsaydı sülalemiz ev sahibi olurdu. O yönden kendimi mağdur hissediyorum.”

Yeni Hayat Arayışı-Büyük Şehirlerden Kaçış

İstanbul’un Alaçatı’ya etkisi birbiriyle ilişkili çeşitli boyutlarda ele alınabilir. Birincisi metropol hayatının külfetine katlanmak istemeyen yeni orta sınıfların yerleşmek veya en azından belli dönemlerde yaşamak için buraya yönelmesidir. İkincisi ise burada yaşamak ve/veya yatırım yaparak burada işletme açma eğilimidir. Diğer önemli bir etki de Alaçatı’daki işletmelerin büyük bölümünün müşterisinin önemli bir kesimini İstanbulluların oluşturmasıdır.

Buğra Özçetin - Kafe, restoran ve otel işletmecisi: “Mesleği değiştirme, şehri değiştirme öyküsü benim Alaçatı’ya gelmem. Daha önce tekstil sektöründeydim. İstanbul’u 6 yıl önce bıraktım. Önce oteli açtık, birkaç sene içinde de kafeyi. Bir de restoran var. Buraya gelen müşteri portföyünün yüzde 90’ı İstanbullulardan oluşuyor, işletmecilerin de yarıdan fazlası. İstanbulluların keşfi Alaçatı. İlk İstanbul’dan gelenler yeni bir hayat kurmak isteyen, bir kısmı sanatçı olan, bir kısmı ikinci baharını yaşamak isteyen insanlar. Yeni yerleri, yeni tatları, yeni mekanları keşfetmede İstanbulluların arayışları daha fazla oluyor.”

Perihan Akbulut - Otel işletmecisi: “2004 yılında keyifli bir tatil yapmıştık Alaçatı’da. Aslen İzmirliyim ve 35 yıldır İstanbul’da yaşıyorduk. O tatilden sonra “Hayatımızı neden böyle keyifli bir yerde yaşamıyoruz” diye düşündük ve bir yer aldık. Bir anlamda İstanbul’dan kaçma hikayesi olabilir, huzurun peşine takılıp buraya geldik. Yatırım zihniyetiyle gelmedik. Öyle gelenler için büyük bir mutsuzluk. Alaçatı şu anda Türkiye’nin mülk değeri açısından en yüksek yeri oldu. Buraya bir yaşam biçimi için gelenler ancak Alaçatı’da keyifli yaşıyorlar. Biz burada yaşamayı seçtik. Ben emekli oldum bu projelerin içine daldım. Eşim dış ticaretle uğraşıyor hala ve İstanbul-Alaçatı arasında yaşıyor… Rum evi mimarisine uygun olarak inşaatımızı yaptık. Alaçatı’yı keşfeden kesin olarak İstanbullulardır. Geldiğimizde burada hedef kitle İstanbul’da yaşayan, konaklama konusunda hassas zevklere sahip, yüksek eğitim görmüş insanlardı.”

“İstanbul’dan kaçış” ve “Alaçatı’yı İstanbulluların keşfi” şeklindeki tarifler hem buradaki işletme sahiplerini hem de müşteri/turist olarak İstanbulluların Alaçatı’ya yönelme eğilimlerini tarif etmektedir. Alaçatı’daki dönüşümü sadece tescilli tarihi binaların restore edilmesi ve buraya yönelen sermaye türü ile tarif etmek yeterli değildir. Burada kurulan yeni hayat tarzı da önemli bir dönüşüm göstergesidir. Bu dönüşümün diğer önemli bir sonucu da yerlilerin sürece ayak uyduramayan büyük bir bölümünün adeta Alaçatı’nın dışına atılması olmuştur.

Yaklaşık yüz yıl öncesine kadar Rum kasabası olan Alaçatı, savaşlar ve Mübadele nedeniyle Balkan göçmenlerinden oluşan yeni nüfusu ile farklı bir hayata başlamıştı. Bugün İstanbullu yeni orta sınıfların yeni hayat arayışlarının popüler mekanı olan üçüncü Alaçatı dönemini yaşıyoruz.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar