Reklam
  • Reklam
İstanbul…
Gökhan Çelik

Gökhan Çelik

İstanbul…

12 Mayıs 2019 - 23:47

31 Mart da yapılan Mahalli İdareler seçimlerinde alınan sonuç itibariyle İstanbul, Türkiye de sosyal statü, meslek, şehir, yaş fark etmeksizin bütün vatandaşlarımızın birinci gündem maddesi oldu ve seçimlerin yenilenmesi ile alakalı YSK’ nın aldığı karar sonrasında ise bütün ülkeyi kendisinde kilitledi. Ben bu yazımda ne Cumhur İttifakı’nın Adayı Binali Yıldırım, ne Millet İttifakı’nın Adayı Ekrem İmamoğlu, ne de seçimin yenilenmesine neden olan süreçle alakalı görüşlerimden bahsetmeyeceğim. Dilim döndüğünce İstanbul’un Büyük Türk Milleti ve Dünya siyasetinde yer ettiği önem ve seçimin sonucunda ne olacağından bahsedeceğim.

İstanbul, Dünya var olduğundan bu güne hüküm sürmüş bütün büyük kralların, komutanların, padişahların, hanların rüyalarını süsleyen, fethetmek için hayaller kurduran bir şehir. Birçok kez kuşatılmasına rağmen fethedilememiş, elde edilememiş bir şehir. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (SAV)’ in müjdesine nail olmuş, bütün dinler için ayrı önem taşıyan kutsal bir şehir. Ve en nihayetinde 1453 yılının 29 Mayıs’ın da Osmanlı Padişah’ı Sultan 2. Mehmet tarafından fethedilen ve Sultan 2.Mehmet’e FATİH ünvanı kazandıran Çağ açıp, Çağ kapatan bu fetihle birlikte artık ebediyete kadar Türk ve İslam şehri olarak kalacak olan şehir.

İstanbul’ u fethederek Türk ve İslam toprağı yapan Fatih Sultan Mehmet Han’ın akıllarımızda yer eden ve Türk’ün kararlılığını çok net bir biçimde gösteren çok önemli bir sözü vardır, der ki “Ya İstanbul beni alır, Ya ben İstanbul’u” ve İstanbul’ u alır. O günden bugünedir ki dünya siyasetinde söz sahibi olmak isteyenler İstanbul üzerine plan kurar, oyun oynar ve el ovuştururlar. Tarihimiz bu yüzdendir ki Türk ve İslam düşmanlarının İstanbul ve “Türk Töresi” üzerine kurdukları oyunlar ile doludur.  1453 yılında Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethinden bugüne o kadar çok İstanbul ile alakalı konu var ki hafızamda yazmaya kalksam benim yazmam sizin okumanız seçimleri bitirir, zaman yetmez. En net şekilde hafızamda diri bir şekilde duran ne yazık ki Osmanlı’nın yıkılış sürecinde 1.Dünya Savaşı sonrasında İstanbul’un İngilizler tarafından işgal edilmesidir. İstanbul’un fethinden 465 yıl sonra İstanbul işgal edildiğinde Fatih Sultan Mehmet’in Türk’ün kararlılığını yansıtan ve hafızalarımızda yer eden “Ya İstanbul beni alır, Ya ben İstanbul’u” sözünün bir benzerini yenilgiyi kabullenmeyen, işgale boyun eğmeyen, Türk’ün boynuna tasma geçirilemeyeceğine inanan bir Osmanlı subayı Gazi Mustafa Kemal Paşa “Geldikleri gibi giderler!” diye söylüyor, isyan ediyor ve İstanbul’ u hiçbir kuvvetin Türklerden alamayacağını haykırıyordu.

İngilizler, Amerikalılar, Fransızlar, İtalyanlar, Yunanlılar dört bir yandan üstümüze geliyor ve İstanbul elden gidiyor gibi görünüyordu. Ama tıpkı Gazi Mustafa Kemal Paşa’ nın söylediği gibi İstanbul üzerine plan kuranlar, İstanbul’dan Türk ve İslam izlerini silmek isteyenler “Geldikleri gibi gittiler.” Hiç kuşkunuz, hiç korkunuz olmasın. Türk Devlet’ i de, Türk Töresi de dimdik ayaktadır. Unutmayın “İl gider, töre kalır.”

Bugün yaşanan gelişmelere biraz farklı açıdan bakmanız ve ona göre yorumlamanız için sizlere Osmanlı Devletinin son Sadrazamı Kırım Hanedan Reisi Ahmet Tevfik Paşa’ nın kaleme aldığı Osmanlı’nın son zamanları ve Mustafa Kemal Paşa ile olan mektuplaşmalarının yer aldığı anılarını okumanızı tavsiye ederim.

Türk ili, hele bu il İstanbul ise 16 Nisan 2017 referandumundan bugüne bir İngiliz çocuğu Yatlarda iç ve dış işbirlikçileri ile görüşmeler yapıyor diye gitmez. İşgal döneminde İstanbul boğazında ki gemilerde sefa süren Genarel Harrington’un sonu ne olduysa, bu İngiliz çocuğu ve işbirlikçilerinin de o olur.       

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar