Reklam
  • Reklam
Kayıp çocuklar
Gülsüm Tekin

Gülsüm Tekin

Kayıp çocuklar

13 Temmuz 2018 - 17:48

Leyla, Eylül, Ufuk ve niceleri. Yıllardır toplumun kanayan yarası olan bu konu artarda yaşanan olaylarla yine gündeme geldi. Başta anne ve babalar olmak üzere bütün toplum diken üstünde. Bir yanda yakalanan suçluların ne şekilde cezalandırılması gerektiği konusunun defalarca ve neticesiz şekilde tartışılması, diğer yanda çocuklarımızı böyle canilerden nasıl koruruz telaşına kapılan anne babalar.

Kanaatimce bu konuda da birçok konuda olduğu gibi asıl önemli konuyu kaçırıyor, bu yüzden de bir çözüme varamıyoruz. Ne oluyor da bir insan bir anda böyle canice bir davranış sergileyebiliyor?

Ne oluyor da bir insan bir anda ufacık bir çocuğa karşı cinsel istek veya vahşice hisler duyup onu katledebiliyor. İşte gözden kaçırdığımız en önemli nokta bu. Araştırmalar bariz bir şekilde gösteriyor ki bu suçlular masum bir hayat sürerken bir anda bir caniye dönüşmüyorlar. Çocukluğuna, özel hayatına, yaşam tarzına bakıldığında bu canilerin aslında o suçu işleyene kadar da masum bir hayat sürmediklerini gösteriyor. Aslında bu kişiler suçu işledikleri ana dek defalarca sinyalini veriyorlar. Çocukluklarında sergiledikleri davranışlarıyla,  yetişkinliklerinde sosyal hayatlarında, iş ve özel hayatlarında yaptıklarıyla, sergiledikleri tutumlarıyla defalarca sinyal veriyorlar. Bu kişilerin bu hastalıklı tutumları en yakınları tarafından çok iyi biliniyor. Anneleri, kardeşleri, eşleri bu kişilerin normal olmadığının birçok zaman farkındalar. Belki potansiyel bir suçlu ile yaşadıklarını göremiyorlar ancak tehlikenin sinyallerini her gün gördükleri gibi birçoğu kendileri de bu kişiden defalarca psikolojik, fiziksel, cinsel saldırıya uğramış oldukları halde susmayı tercih ediyorlar. Nasıl oluyor da buna rağmen bu kişiler bu kadar büyük suçu yapmaktan alıkonmuyor?

İşte burada toplumun ve hukuk sisteminin büyük bir eksiği, ihmali ortaya çıkıyor. Çocuk en vahşi bir şekilde can verdikten sonra suçluya istediğiniz cezayı verin çocuk gitmiştir ve suçluyu en ağır şekilde idam etseniz bile suçun önüne geçmiş olmazsınız, bu suçların başka caniler tarafından tekrarlanmayacağının güvencesini veremezsiniz. Bu tarz suçluların statüsü ne olursa olsun geçmişine baktığınızda ciddi bir oranın zaten benzer suçlardan ya da suça teşebbüslerden sanık olduklarını görürsünüz. Kimi daha önce ‘basit taciz’ nedeniyle, kimileri de hayvanlara işkence ya da tecavüz suçlamasıyla hakim karşısına çıkmıştır.

Çoğunun telefonları incelendiğinde pedofilik görüntüler görülmekte. Hakim karşısına çıkmamışsa bile aile ve yakın çevre bunun genelde farkındadır. Daha önce işlediği suçlar karşılığında gerekli yaptırımlar uygulanmaması bu canilerin cesaretini arttırmaktan başka bir işe yaramıyor. İlk teşebbüste gerekli cezaları verilmiş olsa bu caniler toplum içinde bulunamayacaklardı ve bu vahşetleri  gerçekleştiremeyeceklerdi.

Daha fazla Leylaların, Eylüllerin ardından ağlamak istemiyorsak toplum olarak daha uyanık olmak zorundayız. Susmamalıyız! Suça yatkın olduğunu düşündüğümüz kişi en yakınımız bile olsa gerekli tedbirleri almalıyız ve suç duyurusunda bulunmalıyız. Ne zaman ki bir çocuğa sözel tacizde bulunan ya da herhangi bir canlıya fiziksel saldırıda bulunan bir suçlu hak ettiği cezayı aldığına kanaat getirebilirsek ondan sonra idamı tartışmalıyız.

Son noktayı beklemeden gerekli cezalar verilmediği müddetçe sosyal medya, basın ve siyaset üçgenindeki tartışmalar kısır döngünün ötesine gitmez.

Çocuk susar sen susma.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar