TUTUNDUĞUM TEBESSÜMLER...
Hasan Murat

Hasan Murat

TUTUNDUĞUM TEBESSÜMLER...

12 Mart 2018 - 10:29

Sabahın alacakaranlığında hüzne duran hayaller geliyor hatırıma. Ruhumu nemlendiren tuhaf bir sızı hissediyorum. Derinlerde bir yerler de garip bir fırtına yayılmaya başlıyor hücrelerime. Tutunduğum birkaç masum tebessümden cesaret alarak ciğerlerime dolduruyorum bahar esintilerinin tatlandırdığı oksijeni. Çiçeğe durmuş tomurcuklara gülümseyerek merhaba diyorum yeni güne.

Sonrası malum, ıssız asvalt yolları ağır ağır kaplıyor egzozlardan çıkan siyaha benzer dumanlar. Ellerini sabahın ayazından korumak için ceplerine sokmuş orta yaş üstü kadınlı erkekli insanlar kaldırım taşlarını eskitircesine yürümeye başlıyorlar bir süre sonra. Minik yürekleri görüyorum, okul çantalarında taşıdıkları geleceklerini sarsmadan ilerliyorlar.

Güneş gülümsüyor, ilkbaharın umuda dair şarkılarını mırıldanıyor serçeler. Yaşamanın ne kadar güzel olduğunu hatırlıyorum sonra, yıllar yıllar öncesine götürüyor, minik yüreklerin telaşlı ve heyecanlı okul yolunda ki koşturmaları beni. Annemin, unuttuğum beslenme çantamı okula getirdiği günü hatırlıyorum. Bir pazartesi sabahında, içinde fakir bir sandviç ve markası pek de tanınmayan bir meyve suyunun olduğu yıpranmış çantayı elinde tutarken, onca çocuğun arasında telaşlı gözlerle beni arayışı daha dün gibi sanki. Annemi gördüğüm anda, sanki yıllardır ona hasret yaşayan birisi gibi hissetmiştim kendimi. Koşarak yanına gidip boynuna sarılışımı okul bahçesini dolduran herkesin hayranlıkla seyrettiğini çok sonraları öğrenmiştim arkadaşlarımdan.

Ülkemin dört bir yanında yaşayan milyonlarca çocuk gibi ne kadar da şanslı olduğumu düşünmüştüm. Annem vardı, babam vardı, okulum vardı, arkadaşlarım vardı, öğretmenim vardı. Daha da önemlisi coşkuyla haykırdığımız İstiklal Marşımız vardı. Yani huzur içinde yaşadığımız bir vatanımız vardı. Akşamları annemin dizlerinde yatarak o gün okulda yaşadığım anları neşeli hallerimi anlatırken, babamın oturduğu koltukta ki yorgun halleri geliyor gözümün önüne. Onun uykuya direnen bakışlarını şuan bile hatırladıkça tebessümlerim çıkıp geliyor saklandıkları yerden.

Bütün bunların nasıl gerçekleştiğini bir mart akşamı anlatmıştı babam uzun uzun. Yaşadığım şehirden başka bir yer bilmeyen ben ilk defa o gün duymuştum Çanakkale’nin adını. Kınalı Hasan’ı, Seyit Onbaşı’yı, Anafartalar’ı, Arıburnu’nu ve 57’inci Alayı. Annem ve babam o gün bir başkaydı sanki, nemli gözler, uzun sessizlikler ve sabahı olmayan bir gecenin koynunda, çok garip duygulara belemişlerdi beni. Şehit diye birinden bahsetmişti babam ve işte o zaman durmuştu zaman.

O gece nasıl bir sabaha uyandığımı tarif etmem şuan oldukça güç. Ancak ertesi sabah ve o günden bu güne geçip giden binlerce sabah bir başka benim için. Yaşamasına yaşıyoruz ancak, bu güzel serçe melodilerinin süslediği sabahın nasıl bu hale geldiğinin farkında olarak yaşamak değil midir asıl mesele. Düğüne gider gibi gittiler diye söylemişti annem. Onun bu sözünü sonraları uzun uzun düşünerek, insan gelmeyeceğini bilerek nasılda düğüne gider gibi gider diye sormuştum bilmem kaç defa.

Şimdi daha iyi anlıyorum, vatan topraklarının baki kalması için verilen mücadele de geriye dönmeyi düşünmek olur mu hiç. Şehitlik gibi tatlı bir makamın varlığına inanarak bayrak aşkına yol almanın lezzeti başka bir şeyde var mıdır ki. Asırlar öncesinden Çanakkale’ye, oradan günümüze kadar, vatan sevdasının şehadet ile ödüllendirdiği yiğit canların emaneti bu güzel vatanın bir avladı olmaktan dolayı ne kadar da bahtiyar olduğumu, son nefesime kadar hatırlamaya bir kez daha and içiyorum.

Sonra tekrar kucaklıyorum tatlı esintilerin ruhumu okşadığı mart sabahını. Derince bir nefes alarak, ne oldu diye soran olursa gözüme toz kaçtı demek için hazırlanıyorum. Ellerinde beslenme çantaları ile hızlı adımlarla okul yolunda ilerleyen anneler takılıyorlar gözüme.  tebessümlerimi nemlendiriyor geçmişin hatıraları. Sonra annelerin dizinde

Çanakkale’den günümüze destanlaşan masallar anlatılacağı bir akşam hayal ediyorum. Şehidimin, gazilerimin alınlarından öpüyorum milyon defa, gülümsüyorum rüzgârla neşe içinde sarmaş dolaş dalgalanan al beyaz bayrağıma. Hilalinde yatan sayısız yiğitleri hatırlıyorum. Çok geçmeden eşim geliyor yanıma, elinde tuttuğu çantadan evladımın beslenmesini evde unuttuğunu anlıyorum. Neden güldüğümü soracak birazdan, sorusuna vereceğim cevabı ise, akşam evladımın annesinin dizlerine yattığı zamana bırakıyorum.

18 Mart Şehitleri Anma günü.

Güzel vatanımızın baki kalması uğruna canlarını seve seve feda eden kahraman şehitlerimizi saygı ve minnetle, gazilerimizi şükranla anıyorum.

YORUMLAR

  • 2 Yorum
  • Yücel SAYGI
    1 yıl önce
    Ağzına yüreğine sağlık abicim ellerin dert görmesin çıktığın bu yolda umarım herşey gönlünce olur Allah yar ve yardımcın olsun..
  • İbrahim Cem ALTINOK
    1 yıl önce
    Duygularımıza tercüman oldunuz, tüm şehitlerimizi rahmetle anıyoruz.

Son Yazılar