BİR MİNİCİK PİSİCİK
Pınar Çağlıner

Pınar Çağlıner

BİR MİNİCİK PİSİCİK

28 Kasım 2018 - 13:16

‘Bu ay gazetemizin köşe yazısı için hangi konuyu ele almalıyım? “düşüncesindeyken,  bilgisayarıma dayanmış sol kolumun dürtüldüğünü hissettim. 

Döndüğüm anda iki adet yeşil göz, başını yana yaslamış mırıldayan dört ayaklı dostumu gördüm. ‘ Ne var? ‘ anlamında göz kırpışımla, pembe dilini gösterdi. Bu demek oluyordu ki; karnı acıkmış.

Her daim mama ve su kabı tazelenen kediciğimin, giderek kendi yeme alışkanlığı yok. Ben hangi dostumla yaşasam bu hep böyle oldu.

Kalktık beraber mutfağa gittik. Ben mama kabının hemen yanı başına oturdum. Prens hazretleri benden on adım geride, yavaş yavaş yürüyerek geldi. Yanıma oturarak bana eşlik etti. Parmağım ile mamalarını karıştırmalıydım ki; yemeğe başlasın.

Yemeğini yedi, suyunu içti, biraz da süt. Ohh mis.

Salona geri geldik, çok kirlenmiş gibi, başladı temizlenmeye.

Onu seyre dalınca, geçen günkü o mini minnacık pisicik geldi gözlerimin önüne. Soğumaya başlayan havada, bir köşeye tedirgin gözlerle sinmiş sarı beyaz kedicik. ‘Şu an nerededir, karnı aç mıdır?’ düşüncesi aldı beni.

Sonra tekrar gözüm evin prensine döndü. O şanslıydı. O şımarıktı. ‘Ya sokaktakiler?’ dedim içimden.

Diyeceğim o ki, sevgili okurlar; dört ayaklı dostlarımızı sevmekten, korumaktan, beslemekten korkmayalım. Onlar bizim gibi bu Dünya’da yaşamayı hak eden, hakkı olan varlıklar. Ve öyle varlıklar ki, örnekleriyle birçok insana örnek olacak niteliğe sahipler.

Bu Dünya hepimizin, paylaşabilmek, paylaşarak daha güzel olmasını sağlamak bizlerin elinde…

Sevgiyle kalın.

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar