DİVANE KUŞUN FERYADI
Pınar Çağlıner

Pınar Çağlıner

DİVANE KUŞUN FERYADI

13 Eylül 2017 - 05:44

İki kanadımın bana sunduğu gökyüzünde, özgürlüğün varlığını yaşamak, kah uçurur beni, kah kondurur bir ağacın dalına.

                Süzüldüğüm rüzgarla, konmayı en çok sevdiğim dallar, çocuk parklarında tüm ihtişamıyla yerini alan ağaçların dallarıdır. Cıvıl cıvıl seslerin, çıkarsız oyunların sahibi çocuklar, beni bile kıskandırır. Yarış edemeyiz onların neşeli cıvıltılarıyla. Bana kalsa hep burada kalırım ama yiyecek bulma telaşı, aile düzeni işte.

                Yiyecek bulma serüveninde, sürüklenirsem şehrin merkezine, değmeyin keyifsizliğime.

                İrili ufaklı insanlar topluluğu, bir o yana bir bu yana yürür dururlar. Nereye yetişmeye çalıştıklarını hiç bilmiyoruz. Bir koşuşturmadır gider. Bir de bilmediğimiz küçük bir kutuya bakarak (telefon) ya da kulaklarına dayayarak yürüyenler var. Kimileri o kutu nedeniyle, arabalardan bir ses çıkartıyorlar, sonra arabadaki insanlar o insana bağırıyorlar. Bazılarının kulaklarında o kutuya bağlı bir kablo uzanıyor. Birbirlerini görmeden, etraflarına bakınmadan o kutuyla yürüyorlar. Geçenlerde bizim sürüden genç bir kuş, tecrübesizliği nedeniyle içinde insanların olduğu hareket eden bir kutuya (otobüs) girmiş. Önce çok korkmuş ama sonra bakmış ki, onu hiçbir insan göremezmiş. Çünkü hepsi hareketsiz başlarını öne eğmiş ellerinde ki o kutuya bakıyorlarmış. Parklardaki taş insanlara (heykel) benzetmiş onları. Ne çevreye bakıyorlarmış, ne de aynı yerde olan diğer insanlara.

                Sevdiğim bir yerde martılarla buluşmamı sağlayan deniz kenarları. Kimi zaman onlarla paylaşırız yiyeceklerimizi. Onlarda dertli, tanımadıkları ve yiyecek bulmakta zorluk yaratan sorunlardan bahsediyorlar. Oraya gelen insanların denize bıraktıkları, sorun oluşturuyormuş. Hareket eden kutulardan(tekne, gemi) burada da var. Onlar giderken denizi eskisi gibi olmuyormuş.

                Ama şu da var ki, insanların yaşadığı kutuların bazılarında bizim için bırakılan yiyeceklerde oluyor. Kimi zaman başımı uzatıp onları görme şansım oluyor. Ama hep aynı ortamı gördüğümden artık bakma gereği duymuyorum. Hepsi bir yere (televizyon) bakıyor. O da bir kutu şeklinde. Onlarda hareket eden kutudaki insanlar gibi birbirlerine bakmıyorlar, konuşmuyorlar. Bilmediğimiz konular tabii bunlar. 

                Bizim tecrübeli büyüklerimiz anlatıyor. Aslında eskiden böyle değilmiş. Geceleri de insanlar yürürlermiş. Çocuk parklarına, deniz kıyısına ve diğer insanların kutularına giderlermiş. Oraları çocuk parklarında ki gibi cıvıl cıvıl olurmuş. Bu kutular sonra çıkmış. Her şey ondan sonra değişmiş. Hep kutulara hapsolmuşlar.

Ben en çok çocuk parklarındaki ağaç dallarını seviyorum. Yiyecek telaşı bir yana, küçük insanlar beni mutlu ediyor. Birbirlerini görüyorlar ve birbirlerine dokunuyorlar. Beni en çok buraya gelmeyi seviyorum. Kanatlarımın beni götürdüğü tüm çocuk parklarına gideceğim.

 

                Sizce yukarıda divane kuşun feryadı gibi, kutulara mı hapsolduk dersiniz? Bence evet ve maalesef. Kimse konuyu ciddiye almasa da, durum bence çok ciddi. Çocukların internet bağımlılığından söz ediyoruz da, bizlerin ekran bağımlılığına ne demeli? Telefon ekranı, bilgisayar ekranı, televizyon ekranı derken nerede kaldı insan ilişkilerimiz, komşuluk ilişkilerimiz, aile içi eğitim? Özümüzden, gelenek ve göreneklerimizden çoktan uzaklaştık. Ama nereye doğru gidiyoruz bilmiyorum. En keskin uçta ne biliyor musunuz? Aile içi eğitim sonlanmak üzere. Çocuklar odalarında, ekran karşısında, yemek saatinde çağrıldıklarında bilgisayarda   oyun  oynadığı için  ters tepkiler verme hakkına sahip olduğunu düşünen bir nesil var artık. O çocuğun bilgisayar masasının üzerine bırakılan tabak onun akşam yemeği oluyor. Suçlu o çocuk mu? Bence işin kolayına kaçan ebeveynlerde asıl eksiklik.

                Diyeceğim o ki, gişe rekorları kıran bilim kurgu filmlerine doğru gidiyoruz ve bunun için de hiçbir düzenleme yapmıyoruz. Başlarımızı kutulardan kaldırıp, hayata dahil olmaya başlayacağımız bir gelecek bizim elimizde. Bence artık hayatımızı düzenleme ve geleceğimize yön verme zamanımız geldi.

Her güzelliği dozunda ve doğru bir bilinçle yaşayacağımız güzel günler bizim olsun.

 

Sevgiyle kalın…

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar