Seçim Zorluğu
Pınar Çağlıner

Pınar Çağlıner

Seçim Zorluğu

23 Mart 2019 - 00:04

Bir zamanlar “Ne evet, ne hayır” demiştim köşe yazımda. O zamanlar referandum vardı hani. Şimdiyse muhtarlarımız belirlenecek, belediye başkanlarımız. Hepimizin ortak görüşü aynı. Ki dün Sayın Kılıçdaroğlu dahi kendi de söyledi.

Balık baştan kokar dermiş eskiler. Siz yapmayın bari diyeceğim ayıp olacak. Ama ben artık televizyonumu açmıyorum. Zaten belirli programları takip ediyordum. O belirli programlar dahi farklı yapı ile program sunarlarken, şimdilerde seçim programları ile yayında.

Nasıl bir toplumsal yapıda olduğumuzun farkında mısınız? Sesler yüksek, iletişim kurma yöntemi bağırma, küfür, şiddet. Asla beklemeye tahammülü kalmamış insanlar topluluğu, saygı ve hoşgörü seviyesi en düşük seviyede. Dizi senaryolarından, konusunda uzman, üstat dediğimiz, saygıdeğer kişilerin tavırları, çocuklarımızın doyumsuzlukları, aile bireylerinin birbirlerinden kopuk yaşamları, beslenme düzeninin düzensizliği, üretimden uzaklaşmış bir senaryo.

Korku filmi senaryosu gibi mi geldi ya da çok mu abartılı bir sunum mu oldu? Hiç sanmıyorum, bundan yirmi yıl önceki biz ile şu anki biz aynı mıyız? Kaç komşunuza gece oturmaya gidiyorsunuz? En son ne zaman sabah kahvaltısına ailecek davet edildiniz? Kaç dakika sonra bir kuyrukta beklemekten sıkılıyorsunuz? Bir üst katınızdaki komşunuzun adı ne?...

Size bir şey sormak istiyorum. 13 yaşındaki bir çocuk, elinde geçen sene okul puanları tablosu dolanıp duruyor. Neden mi? Bu sene puanı kaç olacak henüz belli olmayan, evine en yakın liseyi belirleyebilmek için. Dikkatinizi çekmek isterim, bu çocuk henüz 13 yaşında. Üniversite sınavına girmeyecek bizim zamanımızda olduğu gibi liseye gidecek. Siz o yaşlarınızı hatırlıyor musunuz? En büyük stresiniz neydi? Elinizle bir okul listesi ile o gerginliği yaşadınız mı?

 Diyebilirsiniz ki; ‘Ne olacak canım, istediğiniz okulu kazanamazsa en yakın okula gitsin. Okuldan çok öğrenci önemli.’

 Peki bende derim ki; ‘Bizim solumuzda İmam Hatip Lisesi var. Ve oğlum asla o okula gitmem diyor.’ Geçen sene yüksek puan ile dışarıda kalan çocuklar, yukarıdaki liseye gitmek zorunda kaldıkları için diplomalarını yırttılar.

Şimdi 13 yaşındaki bu çocukları bu strese girme mecburiyetini neden yarattık? Ya da büyüklerimiz bunları görmüyor mu? Bu çocuklar liseye gidecek henüz, üniversiteye değil. Yıllık on bin liralık dersanelere verilen paralar ayrı bir durum. Aileler bu düzene yetişebilmek için, varını yoğunu dersanelere yatırıyor. Seçim şanslarını kısıtladığınız, strese çekilen bu çocuklar yeni ergenlik yaşlarını kucaklarken, içinden çıkılmaz bir aile ortamı çıkıyor ortaya.

Geçen sene bu düzenin ilk yılı olduğu için, puanla kazanılan okullar kontenjanlarını doldurdukları için, aynı okullar normalde 200 öğrenci alacakken, bu yıl kontenjanları yarı yarıya düşüreceklermiş. Şimdi bu çocuklar derslere mi çalışsın, akıllarını bunlara yorsunlar?

Yapmayın, gelen gençliği stresle yola çıkarmayalım. Onların yolu uzun, bizlerin amacı onların güven içinde ve tedirgin edici ortamlardan uzak tutmak olsun. Bu hesaplamalar onlar için çok erken.

Gelecekte, şimdiki bizlerden daha sakin ve aklı başında insanların hayatta olmaları için biraz önem verelim. Umarım 13 yaşında bir annenin bu sözleri kayda değer görülür.

 

SEVGİYLE KALIN.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar