Hindistan'dan Farklı Bir Sendikal Hareket
Tolga Çetin

Tolga Çetin

Hindistan'dan Farklı Bir Sendikal Hareket

14 Nisan 2017 - 00:39 - Güncelleme: 14 Nisan 2017 - 00:43

Düzensiz işler, gündelik-mevsimlik çalışma, sokak satıcılığı vb. iş güvencesinden yoksun, düşük ücretli, sosyal güvenliğin olmadığı, esnekliğe sahip çalışma koşulları; özellikle son 40 yılın küresel ekonomik yapısı ve müdahalelerden uzak Neo-Liberâl anlayışı, ile tüm dünyada hızla artış eğilimi göstermektedir.
    

    Yoksulluğun yaygınlaştığı, güvencesizliklerin yüksek; korumanın bulunmadığı, çalışmaya ilişkin hakların uygulanmadığı, örgütlenme hak ve özgürlüklerinin yaşama geçirilmediği bir alan olarak tanımlayabileceğimiz bir enformel yapı oluşmakta ve bu yapının varlığı içerisinde çalışanlar; örgütsüz oldukları için sosyal diyalog süreçlerinde ve kurumlarında hiç yer alamamakta veya eksik temsil edilmektedirler. Bu özellikleri ile de; bir nevî ‘‘dünyanın sessiz çoğunluğu’’ nu oluşturduklarını söyleyebiliriz.

 

     Örgütsüz çalışanların temsil güvenliği sağlanamazsa, çalışmaya ilişkin diğer haklarını da elde edemeyecekleri bilinen bir gerçektir. Çünkü çalışanlar tek başlarına ekonomik, sosyal ve siyasal yönden güçsüzdürler ve bu bağlamda formel yapının dışında tanımladığımız bu ekonomik yapılar içerisinde çalışma standartlarının uygulanmasının ve geliştirilmesinin gerçek güvencesi, çalışanların örgütlenmesine bağlı olacaktır. Ancak bu konudaki yasal ve idarî düzensizliklerin varlığı ve sendikal örgütlenmelerdeki yetersizlikler; özellikle, Kolombiya, Brezilya, Uruguay gibi Latin ülkeleri başta olmak üzere, Hindistan, Güney Afrika, Meksika, Namibya gibi ülkelerde farklı olarak bazı yeni ve özgün örgütlenmeleri de beraberinde getirmektedir.

 

     Bunların içerisinde Aralık/1971’de Hindistan’da Ela Bhatt’ın önderliğinde bir park alanı içerisinde yaklaşık 100 civarındaki bayan işçinin toplanmasıyla kurulan, ‘‘SEWA (Self-Employed Women’s Association)” “Kendi Hesabına Çalışan Kadınların Birliği” örgütlenmesi, farklı örgütlenme yapısı ile dikkat çekmektedir.

 

     Bünyesinde; ev işlerindeki hizmet üreticilerinin, işportacıların, seyyar satıcıların, pazarcıların, ya da üretim aracına sahip olan ama işçi çalıştırmayan küçük üreticilerin yer aldığı bir kurum olan SEWA,  45 yılı aşkın mücadelesi ile; bir banka, bir sağlık merkezi, bir eğitim kurumu, bir kooperatif birimi tesis edecek kadar güçlü bir yapıya bürünmüştür. Kendi bünyesi altında bulunan kurumları ve uzantıları ile de tüm dünya için oldukça ilginç bir deneyim oluşturan SEWA, güçlü örgütlenme yapısı ile enformel sektördeki kadın çalışanlar için bir ‘‘umut’’ ışığı hâlini almıştır.

 

    Görüldüğü üzere, neo-liberâl politikalar çerçevesinde en acımasız halîni alan serbest piyasa ekonomisi anlayışı, çalışma yaşamındaki güvenceleri ve çalışma dirliğini bitirme noktasına getirmiştir. Ülkemiz açısından da günümüz çalışma koşullarına bakıldığında; kıdem tazminatının dahi tartışıldığı bir hezeyan ortamı, ekonomik&siyasal krizler ve  de hukukî düzenlemelerden uzak bir çalışma yaşamı genç kuşağa miras(!) bırakılmaktadır. Buna bir de 15 yıl iktidarda olup bırakınız bir fabrika açmayı; 100 kişilik istihdam sağlayacak bir üretim atölyesini dahi açmamış; “yalnızca AVM açarak” istihdam sağladığını düşünen bir siyasî yapıyı da eklediğimizde; her geçen gün daha fazla sayıda emekçinin sosyal güvenceden yoksun işlerde çalışmaya ve insan onurundan uzak bir yaşam sürmeye maruz bırakıldığını görmekteyiz. Artık zaman; sendikaların tekdüze bakış açısını ve hantallığını üzerinden atarak; bu yeni oluşan kuralsız ekonomik yapı içerisindeki emekçileri de örgütleme zamanıdır. Hindistan’daki kadınlar bunu başarmakta ve her geçen gün çığ gibi büyüyen bir harekete imza atmaktalar; ne dersiniz biz de yapabilir miyiz…?

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar